Halkın Kurtuluş Partisi Genel Başkanı Nurullah Ankut, hayvan sevgisi nedeniyle hapis cezasına çarptırıldı.
Mahallesindeki kedi ve sokak hayvanlarına baktığı için, bazı komşuları tarafından şikâyet edilen Halkın Kurtuluş Partisi (HKP) Genel Başkanı Nurullah Ankut hakkında 2010 yılında açılan “Kedi Davaları”ndan 6´ncısı bugün sonuçlandı.
Tarih: 10.10.2018 09:48:43

Mahallesindeki kedi ve sokak hayvanlarına baktığı için, bazı komşuları tarafından şikâyet edilen Halkın Kurtuluş Partisi (HKP) Genel Başkanı Nurullah Ankut hakkında 2010 yılında açılan “Kedi Davaları”ndan 6´ncısı bugün sonuçlandı.

Apartmanının çevresinde beslediği sokak hayvanlarına düşmanca davranan komşularının sürekli saldırılarına maruz kalan ve bu nedenle de birçok kez davalık olan HKP Genel Başkanı Nurullah Ankut, yine apartman çevresinde kedi beslediği için kendisine ve eşine saldıran bir vatandaşın ´bıçaklama´ şikâyetiyle yargılandığı davada hapis cezası aldı.

İstanbul Anadolu Adliyesinin 58´inci Asliye Ceza Mahkemesinde saat 10.50´de görülen davada, HKP Genel Başkanı Nurullah Ankut 11 ay hapis cezasına çarptırıldı. Daha öncesinde de yine hayvan düşmanlarını dövdüğü iddiasıyla Nurullah Ankut´a 8 buçuk ay ceza verilmişti. Aynı davada eşi Hacer Ankut´a ise 18 ay ceza verilmişti.

HKP Genel Başkanı Nurullah Ankut, davayla ilgili değerlendirmelerde bulunduğu bir açıklama yaptı. Evde ve sokakta beslediği hayvanlarla anılarını da aktaran Ankut, dava ile ilgili, “Eğer sevgi dolu bir yüreğe sahipseniz, eğer hayatın, insanların, hayvanların ve doğanın bir bütün olarak kavranması ve savunulması şiarınız olmuşsa, bu türden cezalara mahkûm edilmeniz işten bile değil” ifadelerini kullandı.

Konuya ilişkin HKP Genel Başkanı Nurullah Ankut´un o açıklaması şu şekilde:

 

Saygıdeğer arkadaşlar;

Hayvan düşmanı zalimlerin göğüslerinde, Nazım´ın deyişiyle “yürek değil de manda derisinden bir çarık taşıyanların”, sahipsiz,  savunmasız, güçsüz, aç susuz hayvanlara ve onların dertlerine bir nebze de olsa derman olmak için siz hayvanseverlere saldırması, İsmet Paşa´nın deyişiyle; “sokaktan geçerken sakınılması mümkün olmayan sıçrantılar”, gibidir.

Durup dinlenmeden bir zalim, yolunuzun üstünde, gözünüzün önünde ya hayvanlara saldırır, ya da; “Ona niye yiyecek veriyorsunuz?”, diyerek size saldırır.

Daha geçen Cumartesi değil de, ondan bir önceki Cumartesi gecesi, Üsküdar Mihrimah Camii önünde otobüs beklerken, bir zalim, o çevrede yaşayan bir sokak köpeğine saldırmıştı, küfürler ederek. Hem de trend giyimli, at kuyruklu, yani icabında entel takılan bir tip...

Elimde çantamla, o an bölgedeki sokak kedilerine yiyecek veren bir arkadaşı izleyip sohbet ediyorduk, yine o an yanımıza gelen hayvansever bir genç kızla.

Saldırıyı görünce, hemen çanta tutan kolumu göğsüne dayadım. “Sakin ol, kardeş”, dedim. “Bir şey yapmaz o köpek.” Ama hiç dinlemedi beni.

Oysa köpekle arasına girmiştim zaten. Muhakkak ki daha önceden de hayvana bir saldırıda bulunmuş olmalı, hayvan o yüzden ona havlamıştır, diye düşünmüştüm. Uyarıma rağmen yürüyünce küfrederek hayvanın üzerine, ben de boş olan sağ yumruğumu çaktım suratına.

Benden oldukça genç ve uzun boyluydu. Kolunu dolayıp devirmek istedi beni. O arada da tırmalamış sol yanağımı. Ben de sağ kolumla sarıp sol ayağımla da çelmeleyince, o alta, ben onun üstüne düştük yere.

Yatırdım sırt üstü, birkaç yumruk da orada vurdum. O an, duraklarda otobüs bekleyen gençler gelmişler başımıza, tuttular beni kollarımdan ve aldılar zalimin üstünden. 20 kadar genç aramıza dolmuştu. O gençlerin güvencesini hissedince zalim, bir küfür sallamaz mı bana...

Ben de birkaç okkalı küfürle yürüdüm üstüne, topuklayıp gitti...

Tesadüf bu ya; ertesi gece yine karşılaştık. Fakat kafası önde, ayaklarının ucuna bakarak hızla geçip gitti yanımdan. Ben de uzatmadım artık.

Herhalde yüreğimin sevgi dolu oluşundan olacak; böyle durumlarda bir Hz. Ali kuvveti geliyor bana. Ve zalimlere derslerini veriyorum.

Bakalım bu böyle ne kadar sürecek...

Zira bugün, 74´üncü yaşımdan gün almaya başladım. Eee, doğanın da bir kanunu var. O kanunla hükmünü icra edecek... Bakalım o zaman neyleriz...

Neyse, yoldaşlar; dediğim gibi, hayvanseverseniz eğer, bu tür olaylar yaşamanız günlük durumlardandır.

Bu ay, kapımızın önünde baktığımız çok akıllı bir köpeğimizi kaybettik. “Zeus”tu adı. Kurt kırmasıydı. Onu da ilk sahibi terk etmiş, sokaklarda yaşamaya tutunmaya çalışırken, canavarlaşmış yaratıklar arabayla geçerken uzatmışlar tüfeğin namlusunu pencereden, omzundan vurmuşlarmış hayvanı.

Ameliyat ettirip tedavi etmiştik yarasını. Sevgi gösterince de biz, gelip apartmanımızın önünü mekân tutmuştu, ayrılmaz olmuştu oradan.

Yaşlıydı. Ameliyat eden doktır, on yaşın üzerinde, demişti. Aniden ölmüş bir sabah. Sanırız kalp kriziydi. Mahallemizin hayvansever çocukları gelip haber verdiler. Gözyaşları içinde gömüldü Zeus, mahalledeki şimdilik boş kalmış olan bir arsaya.

 

***

Bir kedimiz öldü FİB´den. Beyaz yüzünün üzerinde, tam da burnunu kapsayacak biçimde kalp benzeri bir siyahlık vardı. O yüzden adını “Kalp Burun” koymuştuk.

Üç dört kez götürdük veterinere. Her seferinde üçer iğne yaptı, şuruplar içirdi, ama namussuz FİB Virüsü, önlenemez, ağır bir ishal şeklinde tutmuştu, hayvancağızın sindirim sistemini. O hastalık eritti, kuruttu ve götürdü...

Yine geçen ay, sanırım 13´üydü ayın, hani şiddetli yağmurlar olmuştu İstanbul´da iki gün art arda. İşte birinci günün akşamı bulmuştum, aşağıda resmini göreceğiniz “Yeni Bıdık”ımızı. Üsküdar´da annesiz kalmıştı. Ne geldiyse zavallı anneceğizin başına... Acı acı feryat edip annesini çağırıyordu, ilk gördüğüm akşam.

Bir kapalı dükkân kapısıyla parmaklıklı kepengi arasında yürek parçalayıcı biçimde miyavlayıp duruyordu. Küçücüktü daha. Sanırım bir aylık kadar.

Düşündüm kendi kendime, dedim yahu alıp götürsem, ama ev de pek dolu...

Sonra, evdeki hayvanlarımız FİB´le enfekte olmuş durumda. Yani henüz hastalık belirtisi göstermemiş olanlar bile taşıyorlar virüsü. Bunu götürürsek eve, bağışıklı sistemi de daha tam gelişmemiş olduğu için vurabilir bunu, diye düşündüm bir de.

Almadan döndüm eve. Ama o gece uykularımda hep feryat edip durdu o yavru kedicik. Çığlıklarını duydum gece boyu.

Eşim sabahleyin Üsküdar Veteriner İşlerindeki ilgili genç veterinere hasta bir kedimizi götürecekti. Tarif ettim yerini; “görürsen al da gel Sultan, bakalım ne olacaksa olsun”, dedim.

O da zaten öncesi akşam anlatınca ben bu bıdığın halini, “Keşke alıp gelseydin Hoca”, demişti.

Eşim gündüz gidip aramış tarif ettiğim yeri, bulamamış. Orada dükkân sahibi bir kadına sormuş, o da sabahtan beri burada olduğunu ama hiç görmediğini söylemiş.

Ertesi akşam, Partiden eve dönerken uğradım ben yine “Yeni Bıdık”ımızın feryat edip durduğu yere. Yine yağmur yağıyordu, bir önceki günkü kadar şiddetli olmasa da. Yavrucuk da zaten aynı yerde yine feryatlarına devam edip duruyordu.

Oraya atılmış kâğıttan boş bir un torbası bulup, yakalayıp içine koydum, “Yeni Bıdık”ımızı. Hiç insanla yakın temasa gelmemiş olduğundan bana bir iki “pıh” çekse de, bir şey yapmadı. Kulaklarından ve boyun derisinden tutup koydum torbanın içine, getirdim eve.

Evimizin en kıdemlilerinden Pamuk Hanım, anne olarak hemen sahiplendi Yeni Bıdık´ı. Sarıp sarmaladı kucağına. Zaten bir ay kadar önce, bir arabanın amortisör yayı içinden çıkarıp eve aldığımız bir yavru kediyi de sahiplenmişti Pamuk Anne. Bunu da sahiplendi, arkadaş oldular Eski Bıdık´la Yeni Bıdık.

Gelişti, pek güzelleşti. Geceleri Pamuk Annesinin yanında sıcaklanınca kaçıp geldi benim göğsüme ve orada yattı. Çok mutlu ve neşeliydi.

Fakat alçak FİB onu da buldu ve vurdu...

Kalp Burun´dan ona bulaşmıştı aynı lanet hastalık. O da ağır bir ishale tutuldu. Cumartesi, Pazartesi ve Çarşamba olmak üzere üç kez götürdük veterinere. En son geçen Çarşamba ben götürmüştüm. Yine iğne yaptı veteriner, ishal kesici şuruplar vardı; “Onları içirmeye devam edin.”, dedi. İç parazit dökücü şurup vardı; “Onu da içirmeye devam edin.”, dedi. Geldik eve...

Gelir gelmez, kana kana su içti uzun uzun. Midesine giren son dünya nimeti de o oldu zavallının... Hiçbir yiyecek yiyemedi.

Ben Partiye geldim, ama durumunun ağırlığının farkındaydım. Yolda aradı eşim, bu Yeni Bıdık´ımızı da kaybettiğimizi söyledi.

Ağladık onun için de, gözyaşı döktük.

***

Hayat böyle işte...

Severseniz acı çekersiniz...

Bundan kaçmanın, kurtulmanın mümkünatı yok...

Dün de sokağımızda baktığımız yavrulardan birini araba ezip öldürmüş. Sokağın en dar bölgesinde bir komşu, yediği balığın kafalarını kedicikler yesin diye yüksekte olan bahçesinden atmış aşağıya, yola. Bu hayvan da orada karnını doyurmaya çalışırken yokuş aşağı hızla gelen bir araba ezip öldürmüş hayvanı.

Zaten iki kardeş kalmıştı o yavrular. Üç aylık kadardılar. Şimdi kaldı geriye tek bir yavru.

Demek ki arkadaşlar, aşağı yukarı bir ay içinde baktığımız hayvanlardan bir köpeğimiz, üç de kedimiz ölüp gitmiş. Zaten hep böyle oluyor, aşağı yukarı. Her ay birkaç hayvanımız hastalıklardan ya da arabaların ezmesinden dolayı ölüyor. Yok olup gidiyor.

Şimdi de arkadaşlar; ilgi duyanlar-merak edenler için bugün yargılanıp ceza aldığım davaya ilişkin, 5 Ekim´de yazıp 6 Ekim´de mahkemeye ulaştırıp dosyasına koydurduğumuz, esasa ilişkin son savunmamı görelim:

***

 

Sayın Hâkim;

Kendisini bıçakladığım iddiasıyla benden şikâyetçi olan Mustafa Kaba adlı bu şahıs, bizim apartman çevresinde sokak hayvanlarına yiyecek vermemizi istemeyen, hepsi de Rizeli hemşehri, yakın köylü ve birbirleriyle akraba olan kat maliklerinden Özcan Morgül adlı birinin kiracısıdır. Apartmanımız dört katlıdır. Biz en üst katta otururuz. Diğer katlarda oturanlarsa, yukarıda anlattığımız akraba ailelerdir.

Apartmanın kot farkından dolayı en altta iki küçük odası bulunmaktadır, Özcan Morgül´e ait. İşte Mustafa Kaba da orada oturmaktadır.

Başlangıçta ilişkilerimiz iyiydi. Eşi de, kendisi de bize saygılı davranırlardı; biz de onlara anne baba şefkatiyle davranırdık. Tabiî biz herkese karşı güleryüzlü, hoşgörülü, sevecen davranan insanlarız.

Sokak hayvanlarına yiyecek vermemiz de bizim bu yapımızdan kaynaklanır. Her tarafın taşa, betona kestiği sokaklarda bu hayvanlar kendiliklerinden ne bulup ne yiyebilirler ki...

Vicdan sahiplerinin gönlünden kopan kırık kırsıkla yaşamlarını ve nesillerini sürdürme uğraşındadırlar. Kaldı ki, hastalıklardan, hızla gelen arabaların altında kalıp ezilerek ölmelerinden dolayı, doğan her yüz sokak hayvanından ancak belki de sadece biri hayatta kalabilmektedir; o süre de sadece birkaç yıldır.

Oysa kedilerin ve köpeklerin ortalama yaşam süreleri, sokak hayvanları baz alındığında on beş yıl civarındadır. Yukarıda andığım sebeplerden, hemen hiçbiri bu kadar süre hayatta kalamıyor.

Sözü uzatmayalım; altı-sekiz ay kadar sonra Mustafa Kaba ve eşi, bize selam vermeden, görmezden gelerek gelip geçmeye başladılar. Oysa aramızda hiçbir olumsuz olay yaşanmamıştı.

Sonra bir gün eşim, apartmanımızın altındaki bize ait olmayan arsada baktığı bir anne kediyle yavrularını taşlarken görüyor, Mustafa Kaba´nın eşini. Tabiî müdahale ediyor; “Ne istiyorsun zavallı hayvancıklardan? Yaptığın çok ayıp.”, diyor.

Verdiği yanıt saygısızcadır. “Çok seviyorsan bunları, al evinde bak. Biz apartman çevresinde bunların dolaşmasını istemiyoruz.”

Eşim buna karşı; “Bu apartmanın dört kat malikinden biri de benim. Ben de yasal hakkım olan sokak hayvanlarına yiyecek verme işini sürdüreceğim. Bu kimseyi ilgilendirmez, kimseye de zarar vermez.”, der.

M. Kaba´nın eşi yine aynı tutumla; “Öyle mi bana tapu göster tapu. Tapun var mı?”, diyerek eşimi alaya alır aklınca.

Olay anlaşılır ki sonradan, apartmanın giriş katında oturan, Üsküdar Belediyesinde makam şoforü olarak çalışan Ahmet Morgül adlı şahıs, Kaba Ailesine belediyeden yılda birkaç kez olmak üzere alışveriş çeki alıvermiştir. Yine Üsküdar Belediyesinden yıllık yarım ton da kömür.

Kaba´ların ev sahibi olan Özcan Morgül de büfecidir. Gıda kolilerinin boş kalan ahşap sandıklarını arabasıyla bu aileye getirivermektedir, sobada yaksınlar diye. Sobayla ısıtmaktaydılar evi.

Yani Morgül´ler, Kaba Ailesini mamalayarak bize karşı tetikçilik yaptırmak istemektedirler.

Bu arada birkaç kardeş olan Kaba´lar; “Biz şöyle asarız, böyle keseriz. Kardeşlerimizden biri adam vurdu, şu anda hapiste yatmaktadır. Biz kurşun atmayı da kurşun yemeyi de biliriz.” gibisinden tehditler savurmaktadır, hem eşime karşı hem de mahallede.

Bizimle başlangıçta iyi konuşan aile, bir anda bize en düşman davranan aile olmuştur.

Bu arada şunu da belirtelim; Morgül Ailesiyle de hayvanlara bakmamızı engellemek istedikleri için aramızda yaşanan olaylardan dolayı dört kez davalık olmuştuk.

Morgül´ler, bunları bize karşı kışkırtarak bir anlamda maşa olarak kullanmak istemişlerdir, kendi ceplerinden çıkmayan, çok küçük çıkarlar sağlayarak.

Bir gün, eşim apartman önünde sokak kedilerine yiyecek vermektedir. Olay gününden iki gün öncesidir bu. Mustafa Kaba´nın eşi Hatica Kaba, eşime yönelik olarak; “Kedi manyağı, git başka yerde ver yiyeceği kedilere. Apartman çevresini kirletiyorsun. Öğretmen olmuşsun ama adam olamamışsın.”, gibi hakaret içeren cümleler sarf eder.

Eşim de; “Git işine! Seni ilgilendirmez benim nerede yiyecek vereceğim. Vicdanı olmayanlar anlayamaz benim yaptığım işi.”, der ve yiyecek vermeye devam eder.

Bunun üzerine Mustafa Kaba, evinden dışarı çıkarak annesinden bile yaşlı olan eşime, beş çocuğumun en küçüğünün bile yaşından daha küçük olan yaşına bakmadan ağıza alınmayacak sinkaflı küfürler savurur. Hem de nara atarak...

Apartman komşuları ve yan apartmandaki komşular da duyar, onun bu galiz, iğrenç küfürlerini.

Eşim telefonla bana bildirdi, böyle bir hakarete maruz kaldığını. Ben de “Hemen olaya tanık olan bir iki komşuyu da yanına alarak mahalle karakoluna git ve şikâyetçi ol bu şahıstan.”, dedim. Eşim de yan apartman komşularımızdan, Mustafa Kaba´nın tehditlerinden çekinmeyen Türkan Aslan adlı komşumuzu da yanına alarak birlikte Çengelköy Karakoluna varıp olayı anlatıyor, saldırgan şahıstan şikâyetçi oluyor.

Saldırgan Mustafa Kaba, bu olayından dolayı yine Anadolu Adliyesinde yargılandı ve doksan gün karşılığı maddi para cezasına çarptırıldı. Avukatlarım itiraz ettiler, cezanın azlığına.

Bu olaydan iki gün sonra, hatırladığım kadarıyla 21 Aralık 2014´te arkadaşlarım beni ziyarete gelmişti. Zira çok ağır bir gribal enfeksiyon geçiriyordum, bronşlarıma inmişti enfeksiyon. Sabah akşam antibiyotikli iğne yaptırıyordum, doktorun reçetesinde yazdığı üzere. Yani yatıyordum hasta olarak.

Arkadaşlarım iki arabayla geldiklerini telefonla bildirince ben de onları karşılamak için üzerimde eşofman olduğu halde aşağıya indim, apartman önüne.

Kalabalık vardı apartman önünde. Sanırım yan apartmanda da bir etkinlik vardı. Arkadaşlar arabalarından çıkarken, Mustafa Kaba da apartman önüne gelip benimle karşılaştı. Ben; “Annen yaşındaki bir kadına o küfürleri ederken hiç utanmadın mı?”, dedim.

Utanıp yüzü kızaracağı yerde bana da küfür ve tehditlerle saldırdı. Bu arada bize yaklaşmış olan ziyaretçi arkadaşlarım araya girdiler, birbirimize temas etmeden bizi ayırdılar.

Olay bütünüyle bundan ibarettir.

Mustafa Kaba, yolun otuz metre kadar aşağısına inip orada beklemiş. Biz de arkadaşlarla birlikte dördüncü kattaki dairemize çıktık.

Ben Mustafa Kaba´nın nerede, nasıl bıçaklandığını ya da kesici-delici bir aletle yaralandığını görmedim, bilmiyorum.

Mustafa Kaba bir savunma tanığı getirip mahkemede dinletti. Adı Muharrem Akbıyık olacaktı, sanırım. O, mahkemeniz huzurunda verdiği ifadesinde Mustafa Kaba´nın kendi zillerini çaldığını, kendisinin de dışarı çıktığını, bu şahısla konuştuğunu; o arada da elinde bir kan gördüğünü söyledi. “Bu kan necidir? Nasıl bir yaradan çıktı?”, diye sorduğunu, Mustafa Kaba´nın da kendisine elindeki kanın sebebini bilmediğini söylediğini belirtti. Birlikte kanın izini sürerek araştırdıklarını ve böğründe bir yara gördüklerini, kanın da buradan aktığını anladıklarını aktardı.

Yani Mustafa Kaba, olay sonrasında, savunma tanığının aktarımına göre nasıl yaralandığını bile bilmiyor. Bırakalım bıçaklandığını, neresinden, nasıl bir aletle yaralandığının bile farkında değil.

Sonunde kendisi bir varsayımda bulunarak, benimle husumetinden dolayı onu benim bıçakladığımı iddia ediyor ve benden şikâyetçi oluyor.

Mustafa Kaba´nın avukatı, bu şahsın eşinin benim aleyhimde Morgül´lerle aramızda geçen davalaşmalardan birinde tanıklık yaptığından dolayı, benim Mustafa Kaba´yı bıçakladığımı iddia etmektedir.

Oysa, Mustafa Kaba´nın eşi Hatice Kaba´nın aleyhimde yaptığı tanıklığın üzerinden bir yılı aşkın zaman geçmiştir, olay gününde.

Kaldı ki, Morgül´ler iki aileden oluşmaktadır apartmanda. Bir de bunlarla akraba olan Arıcıoğlu Ailesi vardır. Bunların da birçoğu aleyhimde yalancı tanıklık yapmıştır. Sayalım adlarını:

Özcan Morgül, Ayşe Morgül, Neriman Morgül, Serpil Morgül, Mehmet Arıcıoğlu.

Bu şahıslar hep aleyhimde yalancı tanıklıklarda bulunmuştur değişik davalarda, 2010 yılından bu yana.

Tabiî davaların tamamı da bizim sokak hayvanlarına yiyecek vermemizi istememelerinden dolayı oluşmuştur.

Bunlar, eşimin hayvanlar için sokağa koyduğu şeffaf plastik yiyecek kaplarının üzerine çamaşır suyu dökecek, Temmuz sıcağında yine aynı plastik kaplara koyduğumuz suları kaplarıyla birlikte fırlatıp atacak, apartmana yakın yerlerdeki yavru ve anne kedileri bile tekmeleyip taşlayacak denli acımasızdırlar.

Onların kabullenemediği şu olmuştur:

Biz apartmanda üç aileyiz, bizi kast ederek de, bunlar bir aile. Bunlar niye bizim aldığımız ortak karara uymuyorlar? Biz apartman çevresinde sokak hayvanı istemiyoruz, bunlarsa ısrarla yiyecek vermeye devam ediyor hayvanlara.

2010 yılı başlangıcında bir araya gelip beni de çağırdılar. Bu düşüncelerini ve kararlarını ilettiler. Bense; “Herkes kafasından hüküm kuramaz. Yasalar vardır, yönetmelikler vardır, Belediyenin usul ve niazmnameleri vardır. Hepimiz bunlara uymakla yükümlüyüz, ortaklaşa bir yaşamı sürdürebilmemiz için. Hiçbir yazılı kanun, yönetmelik, nizamname, sokak hayvanlarına yiyecek vermeyi, su vermeyi yasak kılmaz. O zaman biz vicdanımızın emrine uyarak bu hayvanlara yiyecek de veririz, su da veririz. Bunların kimseye bir zararı yok. Apartmanın dışında yaşıyorlar, zaten de ölüp ölüp gidiyorlar. Ayrıca da bizim kültürümüz, geleneklerimiz, bu hayvanlara yardımcı olmayı emreder bize. İşte bu sebeple, nasıl ben size kendi kafamdan bir kural, kanun belirleyip dayatamıyorsam, siz de bunu yapamazsınız.”, diye cevap vermiştim.

Sonra bunlar anne kedileri tekmelemeye, yavruları taşlamaya, su ve yiyecek kaplarını gâh çamaşır suyuyla zehirlemeye gâh fırlatıp atmaya başladılar. Eşime de “Kedi manyağı”, “Kedici” gibi hakaret içeren sıfatlarla saldırmaya başladılar. İstenmeyen olaylar ve davalar bunlardan kaynaklandı.

Mustafa Kaba Ailesini de çok basit maddi çıkarlarla güdüleyip üzerimize saldılar. Kullanıldı bu insanlar, Morgül´ler tarafından.

Mustafa Kaba, mahkemede bir savunma tanığı daha dinletmiştir, Şemsi Fidan Tan Sarıkaya adlı. Bu kadın, yan apartmanın, ki iki apartman arasında dört metre kadar mesafe vardır, beşinci katında oturmaktadır. Bizim apartmanın giriş katında oturan Ahmet ve eşi Serpil Morgül´lerle olan bir Kedi Davamızda beş altı kilo çay karşılığında yalancı tanıklık yapmayı kabul etmiştir ve yapmıştır.

Öyle ki, oturduğu beşinci katının balkonundan bizim apartmanın giriş katında oturan Morgül´lerin evinin içini bile gördüğünü iddia etmiştir. Oysa apartmanımızın giriş kapısı üzerinde bir metrelik çıkıntıya sahip koruma siperliği vardır betondan. Apartman kapısının önü yağmurda karda ıslanmasın diye. Bu siperlikten dolayı, bırakalım dairenin içinin, hatta apartmanımızın merdiven boşluğunun görünmesini, apartmanın dış giriş kapısı bile görülemez, yan apartmanın beşinci kat balkonundan. Bizim o davalaşmamızdaki olay, Morgül´lerin dairesinin önündeki merdiven boşluğunda yaşanmıştı.

Bu yalancı tanığın ifadesi üzerine duruşma hâkimi bile öfkelenmiş, yalancı tanıklıktan seni içeri atarım, doğru konuşmuyorsun, diyerek öfkesini dile getirmişti. Biz de keşif talebinde bulunmuştuk, bu yalancı tanığın iddiasının imkânsızlığını bizzat yaşayarak görebilmesi için, mahkeme hâkiminden.

Hâkim keşfin gerekli görülmediğini, fotoğraflarını çekerek apartmanın ve aradaki mesafeyi oluşturan boşluğun fotoğraflarını çekerek getirmemizin yeterli olacağını belirtmişti. Biz de çektiğimiz fotoğraflarla bu yalancı tanığın iddiasının imkânsızlığını yüzde yüz oranındaki bir kesinlikle ortaya koymuş ve mahkemeye sunmuştuk.

Bu davamızda da akıl almaz iddialarda bulunan, şikâyetçi Mustafa Kaba´nın bile görmediği ve aklının almayacağı iddialarda bulunan bir tutum ortaya koymuştur.

O zamanlar üç beş yaşında bulunan kızının saçlarından tutup, havaya kaldırıp duvara çarptığımı ve bu küçücük yavrucağın boğazına bıçak dayadığımı iddia etmiştir, dosyada görüleceği üzere. Yani sağlıklı bir ruh yapısına sahip bir insanın düşünemeyeceği, hayal dahi edemeyeceği iddialarda bulunmuştur, aklınca iyi yalancı tanıklıkta bulunabilmek için.

Dosyadaki ifadesinden de görüleceği üzere, mahalle komşularımız bile ayıplamıştır bu kadını; “Senin olaya ilişkin hiçbir ilgin ve bilgin yok. Ayrıca da senin aklın kıt. Niye gidip böyle Hocalar aleyhinde yalancı tanıklık yapmaktan zevk alıyorsun?”, diye.

İşte bazı insanlar böyle, ne yazık ki...

Kaldı ki, benim ve eşimin tüm mahalle çocuklarıyla ilişkimiz çok iyidir. Her ikimiz de öğretmeniz çünkü. Ömrümüzü çocuklara, onların yetiştirilmesine ve eğitime adadık.

Özellikle bu yalancı tanığın küçük kızı (iki kızı vardır) bizi de, hayvanları da çok sever. Birkaç ay önce bir sokak kedisinin annesini emme dönemindeki bir yavrusunu getirip evlerinin balkonunda bakmak, beslemek istemiştir. Fakat hayvan düşmanı bu yalancı tanık hemen ertesi gün sokak hayvanını apartman dışına attırmıştır.

Komşular haber verdi, eşim gidip aldı. Evde büyüyünceye kadar bakmaya uğraştı ama yeterli süre anne sütü almadığından savunma mekanizması gelişmemiş olan yavru kedicik hastalanarak öldü...

Kaba ve Morgül Aileleri, bu yalancı tanığı kullanmak için bir davalarının daha tanık listesine yazdırmışlardır. Ki, o dava dosyasında sabittir bu işi yaptıkları.

Fakat her nedense o davaya gelememiştir Şemsi Fidan Tan Sarıkaya adlı yalancı tanık.

Bir komşumuzun evinde eşimle bu yalancı tanık karşılaşırlar. Komşumuz sorar; “Niye Hoca Teyze´ye ve Hoca Amca´ya karşı gidip yalancı tanıklıklarda bulunuyorsun?”, diye.

Cevabı şu olur:

“Öğretmen, senin için de gidip şahitlik edeyim. Sen de iste, sana da şahitlik yapıvereyim.”

Yani, bu şahsın ruh ve zihin dünyası bu seviyededir işte... Bula bula böyle insanları bulup kullanıyorlar bize karşı...

Neylersiniz...

Biz başka dünyadayız, bunlar başka dünyada. Biz onları anlıyoruz da, onların bizi anlaması imkânsız.

İşte bu dava konusu ve öncesindeki “Kedi Davaları” olarak adlandırdığımız davalar, hep bu ayrı dünyaların insanlarının birbirleriyle taban tabana zıt ruh, ahlâk ve vicdan yapısına sahip olmalarından kaynaklanmaktadır.

Hayat, toplum bizi böyle insanlarla da muhatap kılmaktadır. Ne yapalım... Elden ne gelir?..

 

Sayın Hâkim;

Belki sözü uzun tuttum. Bunun da sebebi; istedim ki bizi anlayasınız. Biz, insanlardan tek bir şey istemişizdir bugüne dek: Anlaşılmak...

5 Ekim 2018

 

Nurullah Ankut (Efe)

***

Selam ve sağlıcakla...








Kaynak:

Okuyucu Yorumları (0 yorum)
Adınız Soyadınız *
E-Posta *
 
Telefon
Güvenlik *
Yenile
 
Yorumunuz *
GEÇEN YIL 73 BİN 861 HIRSIZLIK OLAYI YAŞANDIK
GEÇEN YIL 73 BİN 861 HIRSIZLIK OLAYI YAŞANDIK
2018 yılında yaşanan hırsızlık sayısı belli olurken, bu tür olayların en çok İstanbul, Ankara ve İzmir´de yaşandığı görüldü.
TÜRKİYE´DE BİN KİŞİYE 153 OTOMOBİL DÜŞÜYOR
TÜRKİYE´DE BİN KİŞİYE 153 OTOMOBİL DÜŞÜYOR
2018 yılı verilerine göre, Türkiye´deki her bin kişiye ortalama 153 otomobil düştüğü görülürken, bu rakamın bin kişi başına 265´le en yüksek olduğu il Ankara oldu.
AGROEXPO DOLUDİZGİN DEVAM EDİYOR.
AGROEXPO DOLUDİZGİN DEVAM EDİYOR.
Türkiye´nin en büyük, Avrupa´nın en büyük dört tarım fuarından biri olan Agroexpo, 2. gününde de dopdolu programıyla dikkat çekiyor.
PINAR SÜT, 1973 YILINDAN BUGÜNE SÜT ÜRETİCİLERİ İLE EL ELE
PINAR SÜT, 1973 YILINDAN BUGÜNE SÜT ÜRETİCİLERİ İLE EL ELE
İdil Yiğitbaşı: “1973´te başlattığımız kırsal kalkınma modeli ile başta Ege Bölgesi´nde olmak üzere 18.000 süt üreticimiz, 3.000 çalışanımız ve bayilerimizle her yaş grubundan insanımıza sağlıklı ve kaliteli ürünler sunmak için çalışıyoruz. “
Ünlü oyuncu Birgül Ulusoy Sokak Hayvanlarına Destek Verdi
Ünlü oyuncu Birgül Ulusoy Sokak Hayvanlarına Destek Verdi
Melekler Kahvesi ve Gültepe Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi işbirliğinde yürütülen kapakları hayvan mamalarına ve su kaplarına dönüştürme sosyal sorumluluk projesine ünlü isimlerden yoğun ilgi devam ediyor.
Şarık Tara fidanlarda yaşayacak…
Şarık Tara fidanlarda yaşayacak…
ENKA İnşaat ve Sanayi A.Ş. faaliyetleri çerçevesinde, sürdürülebilirlik politikası gereğince; ekosisteme katkı sağlamak ve doğaya olumlu etkiler bırakmak amacı ile Ege Orman Vakfı ile işbirliği yaparak; Kurucusu ve Onursal Başkanı, değerli iş insanı merhum Şarık TARA anısına Bornova- Naldöken ağaçlandırma sahasında 5 bin fidanlık orman oluşturdu. Ormanı ziyaret eden ENKA İzmir Elektrik Üretim Ltd. Şti. Elektrik Bakım Müdürü Kürşat Selçuk ve çalışanlar fidanları merhum Şarık Tara anısına toprakla buluşturdu.
İZMİR TİCARET BORSASI´NIN  “TÜRKİYE´DE KOYUNCULUK FAALİYETİNİN GELECEĞİ VE SÜRDÜRÜLEBİLİR ÜRETİMİ” KONULU ÇALIŞTAYI SEKTÖR PAYDAŞLARINI BİR ARAYA GETİRDİ
İZMİR TİCARET BORSASI´NIN “TÜRKİYE´DE KOYUNCULUK FAALİYETİNİN GELECEĞİ VE SÜRDÜRÜLEBİLİR ÜRETİMİ” KONULU ÇALIŞTAYI SEKTÖR PAYDAŞLARINI BİR ARAYA GETİRDİ
İzmir Ticaret Borsası tarafından koyunculuk faaliyetini yeniden canlandırmaya yönelik olarak koyun arzını sürdürülebilir kılacak gereksinimleri belirleyerek, sektörün yapısal problemlerini çözebilecek kalkınma odaklı ve uzun vadeli hayvancılık politikaları geliştirmek amacıyla yürütülen ve saha çalışmaları geçtiğimiz haftalarda tamamlanan
En Lezzetli Fuar
En Lezzetli Fuar
Ege Uluslararası 4. Otel Ekipmanları, Ağırlama Konaklama Teknolojileri Fuarı ve Ev Dışı Tüketim Fuarı (HORECA) turizmcileri, konaklama sektörünü ve gastronomi sektöründen ünlüleri ağırlayacak. Furda dünyanın dört bir yanından gelecek ünlü şefler gövde gösterisi yapacak.
Altın Yunus  EMİTT- Doğu Akdeniz Uluslararası Turizm ve Seyahat Fuarı´nda...
Altın Yunus EMİTT- Doğu Akdeniz Uluslararası Turizm ve Seyahat Fuarı´nda...
Altın Yunus Çeşme Resort & Termal Otel, dünyanın en büyük beş turizm fuarından biri olan EMITT´e katılıyor.
Eğitim Bir-Sen´den Pakistan´a yardım eli
Eğitim Bir-Sen´den Pakistan´a yardım eli
Eğitim-Bir-Sen İzmir 1 No´lu Şube Başkanı Ali Kaya, yetim bir peygamberin ümmeti olarak, dünyanın dört bir yanındaki yetimlerin yanında olmaya, onlara umut olmaya gayret gösterdiklerini belirterek, “Yetime sahip çıkmak, insan olmanın gereğidir” dedi.
TÜM YEREL-SEN´DEN 3 TALEP
TÜM YEREL-SEN´DEN 3 TALEP
Tüm Yerel-Sen (Tüm Yerel Yönetim Çalışanları Sendikası) İstanbul 1 No´lu Şubesi; memurların, sözleşmeli memurların ve zabıta çalışanlarının mağduriyetlerinin giderilmesi amacıyla yazılı bir açıklama yayımladı. Söz konusu açıklamada; memur maaşlarına uygulanan gelir vergisi kesintisindeki adaletsizliğe son verilmesi, sözleşmeli memurlara kadro verilmesi ve zabıtaların sorunlarının çözülmesi gerektiği belirtildi.
SEVGİLİLERE “BİR TANGO YOLCULUĞU” SÜRPRİZİ…
SEVGİLİLERE “BİR TANGO YOLCULUĞU” SÜRPRİZİ…
İzmir Devlet Opera ve Balesi Solist Sanatçısı Teyfik Rodos, Kültür Bakanlığı İstanbul Devlet Çok Sesli Korosu Sanatçısı Dilek Türkan ile birlikte 14 Şubat Sevgililer Günü´nde “Bir Tango Yolculuğu” Konseri için bir araya geliyor. İzmir Ahmed Adnan Saygun Sanat Merkezi´nde gerçekleşecek olan konserde Arjantin ve Türk Tangolarından oluşan 22 esere tango dansları da eşlik edecek.
MEMUR, 2019´A ŞAMPİYON OLARAK BAŞLADI
MEMUR, 2019´A ŞAMPİYON OLARAK BAŞLADI
2018 yılını Balkan Şampiyonu olarak başarıyla kapatan İzmir Kâtip Çelebi Üniversitesi (İKÇÜ) Genel Sekreter Vekili, Milli Atlet Öğretim Görevlisi Nurettin Memur, 2019 yılına Masterler Türkiye Şampiyonu olarak giriş yaptı.
Buyurun zeybek oynamaya…
Buyurun zeybek oynamaya…
Bostanlıspor, Karşıyaka´da zeybek oynamasını bilenlerin çoğalması için “Buyurun zeybek oynamaya…” projesini hayata geçiriyor.
SÖMESTR HEDİYELERİ ROBOTİK KODLAMA KURSU OLDU
SÖMESTR HEDİYELERİ ROBOTİK KODLAMA KURSU OLDU
İzmir´in Dikili ilçesinde Dikili Vakfı bünyesinde ilk defa açılan Robotik Kodlama Kursu yoğun ilgi görüyor.Bu dönem ilk defa çocuklara yönelik başlattığı "Sömestr Hediyeniz Robotik Kodlama Olsun"sloganıyla tüm Dikilili çocuklara çağrıda bulunan Vakıf, kurslarını ücretsiz gerçekleştirdi.Velilerden de olumlu tepki alan bu uygulama, çocukları teknolojiyi daha bilinçli kullanması konusunda
Birlik içinde güzel bir süreç yaşayalım
Birlik içinde güzel bir süreç yaşayalım
Ülkemizin geçtiği bu zorlu süreçte hepimize büyük görevler düşüyor. Biz bir olarak, birleşerek İzmir ve tüm Türkiye´de Martın sonunda baharı getireceğiz!
Şehit Ailelerinden Can Hastanesi´ne Teşekkür Ziyareti
Şehit Ailelerinden Can Hastanesi´ne Teşekkür Ziyareti
Manisa Şehit Aileleri Derneği Başkanı Ümit Taydaş, Salihli Şehit Aileleri Derneği Sorumlusu Abdullah Varol, Salihli Belediye Meclis Üyesi Yunus Candan ve Şehit Aileleri ile birlikte Can Sağlık Grubu Yönetim Başkanı Op.Dr. Muzaffer Keskiner´i makamında ziyaret ederek, şehit ailelerine verdiği desteklerden dolayı teşekkür etti.
KAHRAMANMARAŞ´TA VE İZMİR´DE YERLİ VE MİLLİ EXPO DÜZENLEYELİM
KAHRAMANMARAŞ´TA VE İZMİR´DE YERLİ VE MİLLİ EXPO DÜZENLEYELİM
Yaptığı icraatlarla ve çalışmalarıyla Kahramanmaraş´ın kültürünü İzmir´de yaşatan, MARAŞDER Başkanı Murat Özbilir, Ticaret köprüsü adı altında başlatılan yerli ve milli EXPO´ya destek bekliyor. “Uluslararası EXPO varsa bizim de yerli ve milli EXPO´muz olsun" diyen Özbilir, Yerli ve Milli EXPO´nun kenti kalkındıracağını söyledi.
TÜRGÖK kurucusu Gültekin Yazgan anıldı
TÜRGÖK kurucusu Gültekin Yazgan anıldı
Türkiye Görme Özürlüler Kitaplığı (TÜRGÖK)´ün kurucusu Gültekin Yazgan ölümünün 7. Yılında Yankı Yazgan ve Doğan Cüceloğlu´nun katılımıyla Mimarlar Odası´nda düzenlenen toplantı ile anıldı.
Yeni Sistemde Sınav Notu Tek Ölçüt Olmaktan Çıkıyor
Yeni Sistemde Sınav Notu Tek Ölçüt Olmaktan Çıkıyor
Milli Eğitim Bakanı Prof. Dr. Ziya Selçuk, geçtiğimiz günlerde katıldığı bir söyleşide ders saatlerinin azalmasına yönelik yaptığı açıklama tüm Türkiye´nin dikkatini bir kez daha bu konuya çekti.
LÜBNAN´IN ENERJİSİ CW ENERJİ´DEN
LÜBNAN´IN ENERJİSİ CW ENERJİ´DEN
CW Enerji, Lübnan´a güneş paneli ve güneş enerji ekipmanı ihraç edecek.
“Sanatın Geleceği İçin Gençlere Destek Verilmeli”
“Sanatın Geleceği İçin Gençlere Destek Verilmeli”
37. DYO Sanat Ödülleri İstanbul Sergisi kapsamında ‘Yarışmalarda Değer Bulan Sanatın Gelecekteki Yeri´ konulu panel, Prof. Dr. Devrim Erbil, İstanbul Aydın Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Veysel Günay ve Altınbaş Üniversitesi Güzel Sanatlar ve Tasarım Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Bünyamin Özgültekin´in katılımıyla Galata Rum Okulu´nda gerçekleşti. Panelde konuşan Prof. Dr. Erbil, ‘Sanatın geleceği için eserleri toplumla buluşturan yarışmalarla gençlere destek verilmeli. Bu noktada Yaşar Eğitim ve Kültür Vakfı ile Dyo´nun 50 yıldır süregelen destekleri göz ardı edilemez´ dedi.
Abay,“Krizlerde liderler kendilerine güvenmeli”
Abay,“Krizlerde liderler kendilerine güvenmeli”
Ege Finans Derneği´nin (EFD) düzenlediği kriz yönetimi ve kriz yönetiminde liderlik semineri, Rabay Gıda Yönetim Kurulu Başkanı Prof. Dr. Ramazan Abay´ın sunumu ile İzmir Ticaret Odası´nda gerçekleştirildi. Prof. Dr. Abay, sunumunda kriz dönemlerinden çıkış için 4S formülünü önerdi.
Mimar Kemalettin´e fiziki yatırım şart
Mimar Kemalettin´e fiziki yatırım şart
AK Parti İzmir Milletvekili Ceyda Bölünmez Çankırı, Mimar Kemalettin Moda Merkezi´nin kabuğuna sığmadığını belirterek, “Kendini aşan bir yere fiziki olarak daha çok yatırım yapmalıyız. Kemeraltı esnafı gibi Mimar Kemalettin Moda Merkezi esnafı da kendisine fark yaratacak olan AK Belediyeciliği dört gözle beklemektedir” dedi
“Esnafımız güç merkezimiz”
“Esnafımız güç merkezimiz”
Cumhur İttifakı Konak Belediye Başkan Adayı Mimar Melek Eroğlu, “Esnafımız bizim yol arkadaşımız, güç merkezimiz ve önceliğimizdir. Onlara hizmetin en iyisini getirmek boynumuzun borcu” dedi.
TÜRKİYE´DE ÜNİVERSİTE OKUYAN SURİYELİ SAYISI 20 BİN 701
TÜRKİYE´DE ÜNİVERSİTE OKUYAN SURİYELİ SAYISI 20 BİN 701
Türkiye´de üniversite okuyan Suriyeli öğrenci sayısı incelendiğinde toplamda 20 bin 701 öğrenicinin ülkemizde eğitim aldığı görüldü.
"Ailece Türkiye´yi Keşfe Çıkıyorlar, Dört Mevsim Yolda Olacaklar"
"Ailece Türkiye´yi Keşfe Çıkıyorlar, Dört Mevsim Yolda Olacaklar"
İzmirli aile Onur Horzum (37), Duygu Horzum (34) ve çocukları 2,5 yaşındaki Muhammed Horzum ile birlikte 1 Şubat itibariyle Türkiye´yi keşfe çıkıyorlar. Aynı zamanda gezileri boyunca iki sosyal sorumluluk projesini de uygulamak için çaba sarfedecekler..
AVRUPA´DAN TÜRKİYE´YE TURİST YAĞACAK
AVRUPA´DAN TÜRKİYE´YE TURİST YAĞACAK
Bu yıl 50. kez açılan Avrupa´nın en büyük denizcilik fuarı Boot Düsseldorf, Türk deniz turizm sektörünün yüzünü güldürdü. Milli katılım organizasyonu Kültür ve Turizm Bakanlığı tarafından yapılan fuarda İMEAK Deniz Ticaret Odası´nın su sporları, marina ve dalış hollerindeki stantları ziyaretçiler tarafından büyük ilgi gördü. Fuarda Avrupa ülkelerinden Türkiye´ye yönelik rezervasyonlarda yüzde 120´nin üzerinde artışlar olduğu açıklandı.
Prof. Dr. Emiroğlu, ´´Kenevirin yasallaşması ekonomimize büyük katkı sağlayacaktır´´
Prof. Dr. Emiroğlu, ´´Kenevirin yasallaşması ekonomimize büyük katkı sağlayacaktır´´
Prof. Dr. Emiroğlu, “Türkiye´de 1971´de ekimi yasaklanmış olan haşhaşın, yeniden üretimine başlanmasının kendisinin yazmış olduğu bir makaleye dayandığını ifade eden Prof. Dr. Şükrü Hazım Emiroğlu, ´´ Ülkemizde haşhaş ekimi yasaklanmıştı, ancak haşhaş üzerine yazdığım, basımda yer alan aydınlatıcı, yol gösterici makalelerim üzerine 1974 yılında yasak kalktı” dedi.
Türkiye Cumhuriyeti yaşadıkça Uğur Mumcu´lar hep yaşayacak
Türkiye Cumhuriyeti yaşadıkça Uğur Mumcu´lar hep yaşayacak
26 yıl önce evinin önünde aracına yerleştirilen bombayla katledilen Gazeteci – Yazar Uğur Mumcu, Karabağlar Belediyesi´nin düzenlediği etkinlikte bir kez daha anılacak.
DÜNYANIN EN ZENGİNİ JEFF BEZOS OLDU
DÜNYANIN EN ZENGİNİ JEFF BEZOS OLDU
Dünya üzerindeki gelir dağılımını ve bununla birlikte servet sahibi insanları konu alan araştırmaya göre, dünyanın en zengin ismi Amazon´un sahibi Jeff Bezos oldu.
ÇANAKKALELİLER 10.YILIN YEMEĞİNDE BULUŞTU
ÇANAKKALELİLER 10.YILIN YEMEĞİNDE BULUŞTU
Çanakkale ve ilçelerinden İzmir´e göç eden, çoğunluğu Boşnak olan Çanakkalelilerin kurduğu, ‘18 Mart Çanakkaleliler Kültür ve Yardımlaşma Derneği´nin, Bornova Sırrı Aydoğan Kültür Merkezi´nde düzenlediği, 10.yıl Birlik ve Dayanışma yemeğine yaklaşık 350 kişi katıldı.
  Eviniz için ‘´REVE´´ Zamanı…
Eviniz için ‘´REVE´´ Zamanı…
İzmir Ekonomi Üniversitesi´nde aldığı eğitim sonrası, Alsancak´ta butik bir dükkan açma hayali kuran “Duygu Yeni”, hayallerinin peşinden koşarak, ev dekorasyon ve hediyelik eşya mağazası Reve´ yi kurdu. “Duygu Yeni” Şimdi de İzmirli´ nin hayallerini gerçeğe dönüştürüyor.
DEÜ´DEN TÜBİTAK DESTEKLİ ÇEVRE EĞİTİMİ
DEÜ´DEN TÜBİTAK DESTEKLİ ÇEVRE EĞİTİMİ
Dokuz Eylül Üniversitesi(DEÜ) Mimarlık Fakültesi yürütücülüğünde, Konak İlçe Milli Eğitim Müdürlüğü ile ortaklaşa sürdürülen ve 6 ortaokulda uygulanan ´Küçük Tasarımcılar için Doğa ve Mimarlık Projesi´ tamamlandı. Proje kapsamında eğitmenlerin rehberliğinde öğrencilerin grup çalışmaları yaparak gerçekleştirdiği ortak tasarımlarından oluşan bir sergi açılacak.
Küçük Kulüp´ten Çolakoğlu´na Anlamlı Plaket
Küçük Kulüp´ten Çolakoğlu´na Anlamlı Plaket
Küçük Kulüp Derneği, geçtiğimiz gün gerçekleştirdiği Olağan Mali Genel Kurulu´nda Divan Başkanlığı görevini üstlenen Kemal Çolakoğlu´na, 20. kez bu görevi üstlendiği için plaket takdim etti.
MÜLKİYELİLER  KRİZİ KONUŞUYOR
MÜLKİYELİLER KRİZİ KONUŞUYOR
Mülkiyeliler Birliği Derneğinin 19 Ocak Cumartesi günü Türkan Saylan Kültür Merkezinde Türkiye ekonomisinin genel görünümünü mercek altına aldığı “Mülkiye Krizi Konuşuyor”
Çocuğu Ders Çalışmayan Aileler Dikkat!!
Çocuğu Ders Çalışmayan Aileler Dikkat!!
Çocuklar zaman zaman ders çalışmak için gerekli motivasyonlarını kaybederler. Bu gibi durumlarda çoğu aile ne yapacağını bilemez ve çocuğunu zorlamaya başlar.
AGROEXPO ULUSLARARASI TARIM BAKANLARI ZİRVESİ
AGROEXPO ULUSLARARASI TARIM BAKANLARI ZİRVESİ
Türkiye´nin en büyük Avrupa´nın ilk dört büyük tarım fuarı arasında olan “14. Agroexpo Uluslararası Tarım ve Hayvancılık Fuarı” bu yıl Türkiye´de bir ilke sahne olacak.
Derece Koleji´nde karne sevinci
Derece Koleji´nde karne sevinci
İzmir´de 850 bin öğrenci, karnelerini alarak yarıyıl tatiline girdi. Derece Koleji Yönetim Kurulu Başkanı Ümit Ülkü, karne sevinci yaşayan öğrencileri kutladı. Ülkü, "Tek bir hedefimiz var o da mutlu çocuklar yetiştirmek. Başarı kriterimiz ise vatanına milletine hayırlı, faydalı insanlar yetiştirmektir" dedi.
KUR´AN KURSU ÖĞRENCİLERİ ZÜBEYDE HANIMI CANLANDIRDI
KUR´AN KURSU ÖĞRENCİLERİ ZÜBEYDE HANIMI CANLANDIRDI
Zübeyde Hanım, ölümünün 96. yılında Karşıyaka Müftülüğü tarafından hazırlanan bir program ile anıldı.
Fotoğraflarla Toskana
Fotoğraflarla Toskana
İtalya´nın ünlü Toskana Vadisi´ni fotoğraf sanatçılarının gözünden anlatan “Toskana Vadisi” adlı karma fotoğraf sergisi Manisa Mos- Art Sanat Galerisi´nde sanatseverler ile buluşacak.
Prof. Dr. Budak,    “Can dostlar,  projemiz ile daha kolay bir kış geçirecekler”
Prof. Dr. Budak, “Can dostlar, projemiz ile daha kolay bir kış geçirecekler”
Mevsimin en soğuk günlerinin yaşandığı İzmir´de zor günler yaşayan can dostlar, Ege Üniversitesinde hayata geçirilen “Kedi ve Köpek Evleri” projesi ile daha kolay bir kış geçirecekler. Ege Üniversitesi Ana ve Hastane Kampüsü´nde uygun yerlere kedi ve köpek evlerinin kurulumunu öğrencilerle birlikte gerçekleştiren Rektör Prof. Dr. Budak,
DENİZ RESİMLERİ ÇOCUKLARIN HAYALLERİNİ SÜSLÜYOR
DENİZ RESİMLERİ ÇOCUKLARIN HAYALLERİNİ SÜSLÜYOR
Deniz Ticaret Odası İzmir Şubesi´nin ilkokul öğrencilerine yönelik olarak 14 yıldır düzenlediği resim yarışmasında dereceye giren ve sergileme alan denizle ilgili çocuk resimleri, tedavi gören çocuklara moral olması için Behçet Uz Çocuk Hastanesi´ne bağışlandı. Birbirinden renkli resimler, her gün binlerce çocuğun tedavi gördüğü Ege´nin en büyük çocuk hastanesinin çeşitli birimlerine asıldı.
KİTVAK´A PRESTIGE KUAFÖR DESTEĞİ
KİTVAK´A PRESTIGE KUAFÖR DESTEĞİ
“Müşterilerinden saç kesim bedeli olarak aldıkları bedelin önemli bir bölümünü Kitvak´a bağışlayacak olan Prestige Kuaför Salonu´nda kampanyaya, müşterilerle birlikte start verildi”
“Gelenek İçin Dans”
“Gelenek İçin Dans”
Ege Üniversitesi(EÜ) Devlet Türk Musikisi Konservatuvarı Türk Halk Oyunları Bölümü etkinlikleri kapsamında düzenlenen “Dansta Çalışma Alanları Öğrenci Çalıştayı” kapsamında “Gelenek İçin Dans” oturumu gerçekleştirildi.
Sanat ve Teknolojinin Birlikteliği: Konuşan Resimler
Sanat ve Teknolojinin Birlikteliği: Konuşan Resimler
Eraslan Bilingual Anaokulu 6 yaş öğrencileri, ilk kişisel sergilerini İzmir Ticaret Odası Sergi Salonu´nda açtı.
İSTANBUL´DAKİ YEŞİL ALAN ORANI YÜZDE 2,2
İSTANBUL´DAKİ YEŞİL ALAN ORANI YÜZDE 2,2
Dünya üzerinde farklı şehirler sahip olduğu yeşil alana göre sıralanırken, İstanbul´un yüzde 2,2 oranla son sırada yer aldığı saptandı.
ÜLKEMİZİN HER KÖŞESİNİ İHYA ETTİK
ÜLKEMİZİN HER KÖŞESİNİ İHYA ETTİK
Devlet Su İşleri (DSİ) Genel Müdürlüğü olarak Ülkemizin bütün su kaynaklarının korunmasına ve sürdürülebilir bir şekilde kullanılmasına dair politikalar oluşturmak ve ulusal su yönetimini koordine etmek vazifelerini yerine getirmekteyiz.
CHP´li Sındır, Kemalpaşa´da üreticilerimizi sel vurdu!
CHP´li Sındır, Kemalpaşa´da üreticilerimizi sel vurdu!
CHP İzmir Milletvekili Kamil Okyay Sındır, aşırı yağışlar nedeniyle sel felaketinden zarar gören Kemalpaşa´nın Yiğitler Mahallesinde hemşerilerine geçmiş olsun dileklerini iletti, yaşanan felaketin boyutlarını yerinde inceledi. Sındır, “Kemalpaşa´da afet var. Devlet TARSİM kapsamında olmayan üreticinin mağduriyetini gidermeli” dedi.
HADİ VETERİNER FAKÜLTESİ AÇALIM  BÜTÜN SAHİPSİZ HAYVANLARI DA BAHÇESİNDE TOPLAYALIM
HADİ VETERİNER FAKÜLTESİ AÇALIM BÜTÜN SAHİPSİZ HAYVANLARI DA BAHÇESİNDE TOPLAYALIM
Yıllar önceydi. Aydın, Burdur, Balıkesir illerinde, Milas ve Kiraz İlçelerinde henüz Veteriner Fakültesi yoktu. Biz Veteriner Hekimler "İzmir´de Veteriner Fakültesi açılmalı" derken kimse dikkate almadı.
Tanı İlkokulunda ilk bursluluk sınavı
Tanı İlkokulunda ilk bursluluk sınavı
Bu yıl eğitim ve öğretim hayatına merhaba diyen Özel Tanı İlkokulu ilk bursluluk sınavını gerçekleştirdi.
DOLAR
5.2922
EURO
5.9886
-Kelebekler ayaklarıyla tat alırlar. -Kadınlar erkeklere oranla 2 kat fazla göz kırpar.(Çok yalan söyledikleri için olmasın) -İnsan vücudundaki en güçlü kas dildir. -Gözleri açık tutarak hapşırmak imkansızdır. (Bir rivayete görede gözleri açık hapşırı

İlginç Bilgiler 2
Çok Okunanlar
Çok Yorumlananlar
FOTO GALERİ
VİDEO GALERİ
Başlangıç Tarihi
Bitiş Tarihi
Dal rüzgarı affetmiştir ama, kırılmıştır bir kere.

Konfüçyus
İzmir için namaz vakitleri
İmsak Güneş Öğle İkindi Akşam Yatsi
06:37 08:19 13:23 15:51 18:10 19:39
Kurabiye hamurunun elinize yapışmasını istemiyorsanız ellerinizi soğuk suyla ıslatıp kuruladıktan sonra kurabiyeye şekil verin. Kurabiyelerin zamanla sertleşmemesi için yanlarına bir-iki dilim kabuklu elma koyarak saklayınız. Elmanın yayacağı nem sayesin

Kurabiye - Bisküvi Tarifleri İle İlgili Püf Noktaları